Chia - Minik Tohumcuklar


  İki yıldır düzenli olarak tükettiğim sağlıklı besinlerden biridir chia tohumcukları. Öyle ballandıra ballandıra anlatılacak bir tadı yok aslında. Zaten bütün sağlıklı yiyecek ve  içecekler de öyle değilmidir  ki? Ama sağlınızı düşünüyorsanız bu tür gıdalar tüketmek  bir süre sonra alışkanlık haline geliyor. Chia haşhaştan  biraz daha büyük minnacık sevimli görüntülü tohumcuklardır. Yemek için 15-20 dk suda veya sütte  bekletmeniz gerekmektedir. Bunları benim yaptığım gibi sabah kahvaltılarınızda ki omletlerinizde,müslilerinizde, salatalarınızda,tatlılarınızda veya yemeklerinizde kullanabilirsiniz.
 Bu küçük mucizevi tohumcuklar kinoa gibi bir çok  sağlıklı besinler içermektedir. Fakat kinoaya göre daha çok dikkat edilmesi gereken bir gıda, çünkü yan etkileri daha fazladır ve herkes tarafından kullanılması pek önerilmiyor.

 Chia bol miktarda omega 3 içererek günlük ihtiyacımızı karşılamaya yardımcı olur. Balık yemeyenler için de ideal bir besindir aslında.
 Sindirim sistemine iyi gelir  ve kabızlık probleminiz varsa giderilmesinde yardımcı olur.
 Detoks etkisi vardır.Vücuttaki toksinleri temizler. Bende chiayı detoks içeceklerimde bol bol kullanırım. Özellikle kilo vermek istiyorsanız etkisini hissedersiniz.
 Her nekadar mükemmel gözükse de bu minik tohumcuklarında yan etkisi bulunmaktadır. Ben yeni bir şey kullanmadan once baktığım ilk şeylerden biri yan etkileridir.

Hardal tohumuna alerjiniz varsa chia kullanmayın,çünkü aynı ailedendirler ve ciddi sorunlara yol açabilirler.
Kanı sulandırır.Eğer ameliyat olucaksanız  veya dişçiye gidicekseniz en az  3-4 gün öncesinden kullanımını bırakmalısınız.Doktorunuza da chia kullandığınızı mutlaka söylemelisiniz. Burda bayanlara önerim özel günlerinizde de kesinlikle kullanmamanız, durumu daha da zorlaştırabilir.
İçerdiği bol miktardaki lifler bazı kişilerde şişkinlik ve gaz yapabilir.Eğer günlük hayatınızda başka lif içeren gıdalar da tüketiyor iseniz kullandığınız miktara dikkat edin.
Bazı araştırmala göre de bağımlılık yapabilirmiş (Ama ben buna pek katılmıyorum.Kendimi bağımlı olmuş olarak da görmüyorum henüz)


Genel olarak baktığımızda sağlıklı olsalarda her zaman dikkat etmeliyiz. Özellikle chianın Çinde üretilmeyeni tercih etmenizi öneririm.
 Tıbbın babası Hipokratın yüzyıllarca önce dediği gibi "Yiyecekleriniz ilacınız olsun".

Kinoayı duymayan kaldı mı ?




        Hiç kinoa yediniz mi, ya da merak ettiniz mi hiç nasıl bir tadı var diye?Özellikle glutensiz bir diete geçtiyseniz, kinoa ile hazırlayacağınız proteyin ağırlıklı harika yemeklere, bütün aileniz hayran kalıcaktır. Pişirmesi kolay, besleyici ve lezzetli olan bu tahıl ürününü sizinde seveceğinizden eminim. Sayfamda damak tadınıza uygun tarifler bulabilirsiniz.







       Bakalım kinoa neymiş ?
Bu eşsiz doğal ürün aramıza katıldığından beri en çok tercih edilen gıdalardan biri oldu.Bende tiryakisi oldum diyebilirim.
-Kinoa Güney Amerika bölgesinde yetişen glutensiz bir tohummuş ve 120 aşkın çeşidi bulunmaktaymış.En çok beyaz,siyah ve kırmızı kinoa tüketilmekte. Yurt dışında bunların unlarını da bulunmakta, fakat buralara daha gelmedi.
-İçerdiği yüksek oranda ki protein,lif, A, E, C ve B(B1,B2,,B6,B9) vitaminleri, amino asitler, fosfor,demir,çinko,sodium,selenyum ve değerli minerraler sayesinde besleyici bir tahıldır.
-piştiği zaman kat kat büyüyen, yumuşacık ve şeffaf renkte olurlar. Tadı kötü değildir(ilk denediğimde pek sevmedim,ama şimdi bayılıyorum). Bazıları kuskusa bazıları ise kahverengi pirinçe benzetir,bence kendine has bir tadı var.Bu tabi ki onu nasıl pişirdiğinize de bağlı olabilir tabi. Pişirme oranı 1:2 olarak sade veya bulyonlu( et,tavuk veya sebze) su kullanabilirsiniz.
Kinoa o kadar sağlıklı ve faydalı bir besindir ki saymakla bitmez.
Kardiyovasküler sistem üzerinde faydalı bir etkiye sahip olup kötü kolesterolu azaltmaya yardımcı oluyor,anemi hastalığına karşı koruma sağlıyor,yüksek tansiyona da iyi gelir.
Kan şekerini düşürme özelliğinden dolayı diyabetik hastalarına da tavsiye edilir.
Migren ve baş ağrısı ile başa çıkmakta yardımcı olur.
Sinir sisteminin üzerinde sakinleştirici etkisi de varmış.
Vücuttaki toksinlerin ve yabancı maddelerin atılmasına yardımcı olur.
Düzenli tüketildiğinde kemik dokusunu güçlendirmeye yardımcı olur ve bu yüzden yaşlıların mutlaka  tüketmesi gereken bir besindir bence.
Ağır fiziksel aktivite yapanlar,sporcular ve ağır hastalık geçirenler için,zayıflayan kasların güçlenmesine de yardımcı oluyormuş
.
Kabızlık sorununa da iyi geliyor.
Diyet yapanların bir numaralı seçimidir,çünkü kilo aldırmadan besin ihtiyacınızı karşılar ve tokluk hissi verdiğini söylemeden edemem tabi
.
       Her ne kadar sağlıklı olsa da unutmayalım ki her şeyin fazlası zarardır! Ülkemiz için egzotik olan kinoa emziren anneler,böbrek yetmezliği ve gut hastalığı gibi başka ciddi hastalığı olan kişilerin kullanımı mutlaka doktor kontrolünde olmalıdır.

    Sağlıklı yaşayın, mutlu kalın!😉😉😉



Başımızın belası selülit- Doğru ve Yanlışlar



Selülitiniz mi var? Merak etmeyin yalnız değilsiniz. Dünya çapında kadınların %90 bu sorunla baş etmeye çalışıyor, hatta düzenli spor yapanların bile baş belasıdır.  Selülitle ilgili bir sürü şey duymuşsunuzdur. Fakat bu duyduğunuz veya bildiğiniz mitlerden sadece bazıları gerçektir.
Hemen selülit kremlerine ve prosedürlerine başlamadan önce portakal kabuğu görünümlü cildin sebeplerini okumalısınız.

1.   Selülite neden olan vücutta birikmiş olan toksinlerdir – Yanlış
Bazı yaygın marka ürünleri vücutta ki toksinlerin giderilmesinde yardımcı olduklarını idda ederler. Ama onların etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmamıştır ve onlar daha çok plasebo efekt uygulamasıdır. Selülit, deri altında düzensiz ve aşırı yağ birikimi ile oluşan, bölgesel bir dolaşım bozukluğudur.Dermatologların vardığı sonuca göre hormonlar yüzünden zayıflayan bağ dokusu,fiziksel aktivite eksikliği veya birikmiş vücut yağı fazlalığı selülite neden olabilir, fakat kesinlikle toksinler buna neden değldir.

2.   Kadınların erkeklere oranla daha fazla selüliti var- Doğru
Kadınlar kalça ve bacak bölgesinde, erkekler ise göbek bölgesinde
yağ birikmesine eğimlidir.Bu da kadınların daha çok selülitli olmasında ön koşuldur.Buna rağmen dünya çapında erkeklerin %10 selülitle ilgili problem yaşıyor.

3.   Selülit yaşla birlikte artar –  Doğru
Yukarıda belirttiğimiz gibi, hormonlar selülit görünümünde büyük rol oynamaktadır.Yıllar geçtikçe,kadın vücudu daha az östrojen üretmektedir. Daha az östrojen daha yavaş kan dolaşımı anlamına gelebilir ve buda kolajen üretiminde azalmaya yol açar.Kolajen eksikliği bağ dokularının gevşemesine ve selülitin oluşmasına neden olur.

4.   Selülit genetiktir-  Doğru
Evet genetiktir, hatta bunun genetik olup olmadığını kanıtlayan genetik testler vardır, fakat bunu yaptırmak anlamsız olur, sonuçta %90 oran gerçeği var.Eğer sizde genetik olarak yatkın olanlardan iseniz  düzenli egzersiz, iyi beslenme ve sağlıklı kilo dengesini korumak selüliti yenmenizde büyük rol oynayabilir.

5.   Selülit obez insanlarda daha çok ortaya çıkar- Yanlış
         Fazla kilolu olmak daha fazla selülit ortaya çıkması için bir ön koşul     değildir. Yüksek oranda yağ yüzdesi zaten oluşmuş selülite yoğunlaşır.Normal kilo ve vucut ölçülerinde ki kadınlarda bile selülit oluşur. Buda daha yukarıda bahsettiğimiz estrojen hormonu sonucudur. Kilolu kadınların mücadele ettiği gibi normal iyi formda olanlar da aynı mücadeleyi göstermektedir.
6.   Egzersizler selülit görünümü azaltabilir-  Doğru
Egzersizler selülit tedavisinde yardımcı olamaz, ama kesinlikle azalmasında ve tekrarını önlemede yardımcı olur. Ortaya çıkma nedeni derideki bağ liflerinin zayıflaması ve elastikliğini kaybetmesidir, ancak düzenli germe ve sıkılaşma egzersizleriyle selülit tekrarı önlenebilir. En uygun egzersiszler ise hızlı yürüyüş, yoğun egzersiz programı,pilates ve yogadır.

7.   Selülitle mücadelede en iyi kardio egzersilerdir-Yanlış
Kardio egzersizleri normal kiloyu korumak için ideal bir spordur,ancak kesinlikle vucudu pürüssüzleştiremez ve bağ dokularını sıkılaştıramaz. Kardio egzersizini ağırlık egzersiziyle birleştirdiğinizde vucut bağ dokularını sağlamlaştırır, gerilip pürüssüzleşir ve kasları inşa eder.

8.   Selülit kremlerle yok olur – Yanlış
Piyasada bir çok sihirli  reklam kremleri sunulmaktadır. Fakat hiç bir anti-selülit kremi selülitin  yok olmasına yardımcı olmaz. Uzmanların araştırmalarına göre bu tip kremler  kamuflaj gidir,cilt üzerinde bir tabaka oluşturark geçici etkiye sahip oldukları berirlenmiştir.Bu şekilde kafein, yeşil çay ve  siyah çay içeren kremlerin yardımcı olduğu da bir efsanedir.

9.   Bazı gıdalar selülitle olan savaşta yardımcı olabilir- Doğru
Yaptığınız diyet selülitinizin ortaya çıkıp çıkmayacağını belirlemezö ama sağlıklı bir beslenme kilonuzu dengede tutmaya yardımcı olur.Genel sağlız için su içmeyi unutmayın,günlük en az 2 litre su için.

10.    Giydiğiniz kıyafetler selüliti etkileyebilir- Yanlış
Sıkı taytlar,termal iç çamaşırları ve korseler.Araştırmalara göre giysilerin bir etkisi olmadığını göstermektedir.Bu dar kıyafetler başka sorunlara yol açabilir.Örneğin vucudun alt kısmında kan dolaşımının akışını kısıtlamak gibi.

Benim selülitim gözle görülecek kadar çok olmasada, uyguladığım bazı  yöntemlerimi paylaşmak isterim sizlerle
-düzenli spor yapıyorum( haftada 3-4 defa)
-haftada 2 en az 1 defa kahve pilingi uyguluyorum (cildi çok güzel ve pürüssüz yapıyor,  fakat sadece piling geçici etkiye sahiptir, o yuzden sporla birlikte uygulandığında etkisini kısa sürede görebilirsiniz)
 -vakuumlu masaj uyguluyorum ( özel yağlarla vakumlu masaj yaparak kan dolaşımını hızlandırıyorum ve böylece selülit azalmaya başlıyor)
-kafeinli ve gazlı içeceklerden mümkün olduğuca uzak duruyorum ( kahve yerine çay, gazlı içecekler yerine de taze sıkılmış meyveleri tercih ediyorum)
-detoks suları içiyorum ( sayfamdan takip edebilirisiniz)
-yağlı ve kızartmalardan uzak duruyorum 
-ve tabiki bol su içmeyi unutmayalım.




(masajda kullandığım vakumlar)




Narcissus

   Kişisel bloguma HOŞ GELDİNİZ sevgili blog okurları. İlk yazıma kendimi size tanıtmakla başlamak istiyorum.Adım Nargis. Evet evet yanlış okumadınız Nergis değil Nargis. İlk defa duyuyor iseniz kulağa çok kaba ve hoş gelmeyebilir.Söylemesi de alışık olmadığınız için daha zor olabilir tabi.Gelelim işin hikayesine ve aslına.
 Narkissos (Narcissus) Yunan mitolijisinde yakışıklı bir kahramandır.Peri kızı Ekho bu yakışıklı avcıya aşık olur.Fakat bu sevgisi malesef karşılıksız kalır. Ekho bu duruma çok üzülür ve bu kara sevda ile içine kapanarak ölür.Peri kızının kemikleri kayalara, sesi ise bu kayalarda “eko” dediğimiz yankılara dönüşür.Tabi ki bu duruma çok kızan Olimpos dağında ki tanrılar,yakışıklı avcıyı cezalandırmaya karar verirler ve "Başkalarını sevemeyen kendini sevsin" derler.Günlerden bir gün Narkissos ava çıktığında susar ve nehirden su içmek için eğilir. O anda suda kendi yansımasını görünce adeta büyülenir.Kendisine aşık olur ve orda o şekilde kalakalır.Ne yemek yiyebilir ne de su içebilir. Aynı Ekho  gibi aşkından ölür.Öldükten sonra da vücudu Narsis çiçeklerine dönüşür.Bu çiçek yunancada Narsis, farsçada Nargis, türkçede de Nergis olarak bilinir.
  İsim analizinden sonra gelelim blogumda yapmak istediklerime.Burda ki amacım kendi ilgi alanlarımı ve deneyimlerimi sizinle paylaşmak. Sağlıklı beslenmeden, güzellik sırlarına,yemek tariflerinden,pratik bilgilere kadar pek çok paylaşacak şeyim var sizlere.Olumlu ve olumsuz saygı çerçevesinde ki bütün yorumlara açığım.
   Tekrardan hoşgeldiniz. Ben çok severek yazıyorum ve yazıcım, umarım sizlerde severek okursunuz. Bir sonraki paylaşımlarımda  görüşmek üzere.