Kinoalı Tarhana Çorbası



Kış aylarının vazgeçilmez çorbalarından olan tarhana çorbası içerdiği vitamin ve minerraler sayesinde vücudumuzu mikroplara karşı korur. Bol miktarda B vitamini olduğu gibi, kalsiyum,çinko,demir gibi bol miktarda mineraller içermektedir.Tokluk hissi verdiğinden dolayı zayıflamanın da ilacı gibidir. Gelin bu çorbayı benim tarifimle yapalım😗

Malzemeler
2 çorba kaşığı ev  tarhanası
2 buçuk  bardak su 
1/2 su bardağı haşlanmış kinoa
1 çorba kaşığı salça
1 çorba kaşığı nane
1 çorba kaşığı  tereyağı
pul biber,kara biber,tuz

Tereyağını  tenceremize alıp  eritelim. Salçamızı, pul biberi,naneyi yağda kızdıralım ve üzerine 2 bardak suyumuzu ekleyelim. Ayrı bir kapta  yarım bardak su ile 2 kaşık tarhanamızı karıştıralım. Kaynamaya başlayan suya yavaş yavaş ekleyip karıştıralım. Haşlanmış kinoamızı da ekleyerek 15-20 dk pişirelim.Tuzunu damak tadınıza göre  ayarlayabilir ve biraz kara biber ekleyebilirsiniz (dilerseniz 1-2 diş sarımsak ekleyebilirsiniz,çok daha güzel oluyor☺). Tarhananın suyla oranı tarhanaya göre değişebilir. Benim tarifimden 4 kase çorba elde ediyorum.Çorbamızı sıcak sıcak servis edelim. Deneyenlere afiyet olsun. Beğeneceğinizden eminim👌.






Kinoalı çıtır tavuk


Malzemeler
500 gr kadar derisiz piliç butu eti ( fileto da kullanabilirsiniz)

Etin marinesi için: 
1 bardak süt
200ml krema 
zeytin yağı
kara biber,tuz,kekik, pul biber, kimion 

Panesi için:
2 bardak haşlanmış kinoa 
yarım bardak chia 
susam
tuz

Sosu için:
2 ç.k  yoğurt
1ç.k. mayonez
1 diş sarımsak( isteğe bağlı)
dereotu
tuz, karabiber, pul biber


Merhaba arkadaşlar😊.Bugün sizlere başka hiç bir yerde bulamayacağınız bir anayemek tarifi sunuyorum. Dışı çıtır çıtır içi yumuşacık ağızda dağılan et. Yanına yaptığımız sos ile bandıra bandıra tadına doyamayacaksınız. Tarifi de çok kolay.
Etimizi  çok kalın ve çok büyük olmayacak şekilde keselim ve güzelce yıkayalım.Yıkadıktan sonra  marine etmek için yukarıda yazılı olan bütün malzemeler karıştıralım ve etleri içine koyalım.Bir gece buzdolabında bekletelim (o kadar zamanınız yoksa en az 2 saat bekletin).
Etlerimiz harmanlandıktan sonra üst harcını karıştıralım ve etleri güzelce bulayalım. Yağlı kağıt üzerine dizelim ve önceden ısıtılmış 200 fırında üstleri kızarana kadar pişirelim. Ve bu sırada sosumuzu  hazırlamak için bütün malzemeleri rondoda öğütelim.Afiyet olsun arkadaşlar😉.








Kıtır Kıtır Kabak Salatası


Malzemeler

2-3 adet kabak
3 çorba kaşığı zeytin yağı
1 çorba kaşığı bal
1 diş sarımsak
2 çorba kaşığı balsamico sirkesi veya elma sirkesi
1 çorba kaşığı limon suyu
dereotu
tuz, karabiber

Merhabalar😊.Tariflerime   yemeklerin yanında olmazsa olmazı salatalardan, harika bir kabak salatasıyla başlıyorum. Kabağın içerdiği vitamin, mineral ve besinlerin sağlık açısından bir çok faydası vardır.Aynı zamanda kilo vermek isteyenlerinde bir numaralı tercihlerindendir, çünkü zayıflamayı kolaylaştırıyor.Kabak göz sağlımızı korurken sindirim sistemimize de iyi geliyormuş. A vitamini ve beta karoten içerdiğinden dolayı etkili antioksidan özelliği olan kabak, cilt sağlığımızı da korur. Geçelim bu lezziz salatanın tarifine.
  İlk önce kabakları güzelce yıkayalım ve iki ucundan bıçakla keselim.Sonra salatalık soyacağı ile ince ince kabaklarını tamamını keselim. Eğer kabaklarınız gözünüze çok uzun geliyor  ise ikiye kesebilirsiniz.Kestiğimiz kabakları bir kaba koyup güzelce tuzlayalım ve en az 30 dakika bırakalım.Bakmayın öyle çok durduklarına tuzladıktan sonra suyu çıkıyor ve  miktarı azalıyor.
  Bu sırada salatamızın sosunu hazırlayalım.Bütün malzemeleri rondoya koyalım ve güzelce karışmasını sağlayalım.Mutfak robotunuz yoksa sarımsakları ezin, dereotunu küçük küçük doğrayın ve diğer malzemeleri de güzelce karıştırın. Sosunuzun damak tadınıza göre sirke ve sarımsak ayarını yapabilirsiniz.Bu salata sarımsak ve dereotunu çok sever ve iyi taşır, ama tuzuna dikkat edin,çünkü kabaklarımız tuzda beklemekteler!!!😉
  Ve kabaklarımız 30 dakika bekledikten sonra suyunu süzüp soğuk su ile durulayalım ki fazla tuzu gitsin. Hazırladığımız sosun içine koyup güzelce  karıştıralım.Zamanınız varsa sosta biraz bekletin ki kabaklarınız sosa doysun,eğer yoksa  hemen servis tabağına da alabilirsiniz. Afiyet olsun😉.



Rooibos (Roybos) Çayı




Selamlarrr😊.Bugün size harika mı harika,lezzetli mi lezzetli, sağlıklı mı sağlıklı çaylarımdan birini paylaşmak istiyorum. Bu çay öyle bi çay ki tadına,kokusuna bayılıcaksınız.Ben bu çayın hastasıyım, içtikçe mutlu oluyorum. Roybos- evet bu çayı sizde duymuş ya da içmiş olabilirsiniz, denemeyenlere ise şiddetle tavsiye ediyorum.Doğanın mucizelerinden biri olup ruhumu okşayan bu çay Türkiyede çok tüketilen bir çay olmadığından dışarıda da pek sunulmuyo, en azından ben rastlamadım.Varsa bildiğiniz güzel çay yapan mekanlar bana da söyleyin.Mekanları geçtim çayın kendisini bulabilmek bile çok zor.Ben yurtdışından alıyorum(Bulamayanlara yardımcı olabilirim).Türkiyede çok nadiren bazı aktarlarda bulabilirsiniz.Mısır çarşısında satılıyormuş diye bilgi aldım ama daha gidip görmedim.Arifoğlu vanilya aromalısını poşet çay olarak satıyor onu da deneyebilirsiniz.
 Evde zevkle içeceğiniz ve  çok kolayca yapabileceğiniz bu çay sade ve karışımlı( vanilyalı, portakallı,tarçınlı ve vb) olarak bulabilirsiniz ve her birinin birbirinden güzel tadı olduğuna sizde eminim ikna olucaksınız. Ben sade olanını tercih ediyorum ama karışımlı olanları da değişiklik olsun diye tüketmiyorum değil,vanilyalı olan karışımı da çok severek içtiklerimdendir.
Roybos sadece Güney Afrikada yetişen eşsiz bir bitkidir.Demlenince kırmızı renkte ve hoş bir kokusu olur, zaten adının anlamı da bu renginden gelir-”kızıl çalı”.Tamamen doğal,koruyucu,renklendirici,katkı maddesi içermeyen bir çaydır.Antioksidan etkisi olup,bağışıklık sistemini güçlendirir ve yaşlanma sürecini yavaşlatır. Yaşlanma demişken yaptığınız çaydan küçük bir miktar ayırın, pamuk yardımıyla yüzünüze sürüp 20dakika sonra durulayın.Cildi nemlendirir,parlaklığını geri kazandırmaya yardım eder ve yaşlanma sürecini yavaşlatır.
Antispazmodik özelliklere de sahiptir ve mide ağrılarını gidermede yardımcı olur.Roybos çayı oksalit asit(Renksiz bir kimyasal bileşen olan oksalik asit doğal yollardan düşük miktarlarda alındığında bağırsak hareketlerini düzenlemeye yardımcı olur,ancak işlendiğinde veya pişirildiğinde organik özelliğini yitirdiğinden vücudumuzda bazı sorunlara yol açabilmektedir) içermez ve bu yüzden böbrek taşı olan insanlar tarafından rahatlıkça tüketilebilir.
Cilt sağlımız için gereken çinko ve alfa hidroksi asitleri içerdiği gibi sinir sistemimiz için gerekli olan magnezyumu da içermektedir.Bu sihirli bir çay gibidir aslında bir yandan sakinleştirirken diğer yandan enerji verip vucudu canlandırır.Benim kahveyle aram çok olmadığı için sabahları uyanıp kendime gelmem için bu çaydan içerim.Yaz aylarında ise benim gibi soğuk olarak da kullanabilirsiniz. Hazırladığım çayı buzdolabına koyup,içine limon da ekleyince gün boyunca ferahlatacak bir içecekle kendimi şımartıyorum.Meyve sularına veya nektarlara karıştırıp harika kokteyler elde edebilirsiniz.Tatlılarda,çorbalarda,soslarda,haşlanmış yemeklerde bile kullanılır ve yemeği daha egzotik ve sağlıklı hale getirir.Okurken “ıyyy o kadar da değil “ der gibi dediğinizi duyabiliyorum,ama farklı tatlar tatmak istiyorsanız denemenizi tavsiye ederim.Roybos çayına dilerseniz süt,bal veya şeker ekleyebilirsiniz, ama çayın tadı zaten tatlı olup ve tatlı isteğini bastırma özelliği olduğu için ben kullanmıyorum.Diyet yapanlar için çok uygundur. Bu çay doğanın bize bir hediyesidir.Kafein içermiyor,ve çok az miktarda tannin (kafein ile benzer özellikler taşıyan bir maddedir)  içerdiği için hamile ve emziren anneler tarafından da rahatlıkla kullanılabilir.
 250ml kaynamış suya 1 çorba kaşığı çay koyup 5-6dk demlemek yeterlidir. Afiyet olsun.😉


Chia - Minik Tohumcuklar


  İki yıldır düzenli olarak tükettiğim sağlıklı besinlerden biridir chia tohumcukları. Öyle ballandıra ballandıra anlatılacak bir tadı yok aslında. Zaten bütün sağlıklı yiyecek ve  içecekler de öyle değilmidir  ki? Ama sağlınızı düşünüyorsanız bu tür gıdalar tüketmek  bir süre sonra alışkanlık haline geliyor. Chia haşhaştan  biraz daha büyük minnacık sevimli görüntülü tohumcuklardır. Yemek için 15-20 dk suda veya sütte  bekletmeniz gerekmektedir. Bunları benim yaptığım gibi sabah kahvaltılarınızda ki omletlerinizde,müslilerinizde, salatalarınızda,tatlılarınızda veya yemeklerinizde kullanabilirsiniz.
 Bu küçük mucizevi tohumcuklar kinoa gibi bir çok  sağlıklı besinler içermektedir. Fakat kinoaya göre daha çok dikkat edilmesi gereken bir gıda, çünkü yan etkileri daha fazladır ve herkes tarafından kullanılması pek önerilmiyor.

 Chia bol miktarda omega 3 içererek günlük ihtiyacımızı karşılamaya yardımcı olur. Balık yemeyenler için de ideal bir besindir aslında.
 Sindirim sistemine iyi gelir  ve kabızlık probleminiz varsa giderilmesinde yardımcı olur.
 Detoks etkisi vardır.Vücuttaki toksinleri temizler. Bende chiayı detoks içeceklerimde bol bol kullanırım. Özellikle kilo vermek istiyorsanız etkisini hissedersiniz.
 Her nekadar mükemmel gözükse de bu minik tohumcuklarında yan etkisi bulunmaktadır. Ben yeni bir şey kullanmadan once baktığım ilk şeylerden biri yan etkileridir.

Hardal tohumuna alerjiniz varsa chia kullanmayın,çünkü aynı ailedendirler ve ciddi sorunlara yol açabilirler.
Kanı sulandırır.Eğer ameliyat olucaksanız  veya dişçiye gidicekseniz en az  3-4 gün öncesinden kullanımını bırakmalısınız.Doktorunuza da chia kullandığınızı mutlaka söylemelisiniz. Burda bayanlara önerim özel günlerinizde de kesinlikle kullanmamanız, durumu daha da zorlaştırabilir.
İçerdiği bol miktardaki lifler bazı kişilerde şişkinlik ve gaz yapabilir.Eğer günlük hayatınızda başka lif içeren gıdalar da tüketiyor iseniz kullandığınız miktara dikkat edin.
Bazı araştırmala göre de bağımlılık yapabilirmiş (Ama ben buna pek katılmıyorum.Kendimi bağımlı olmuş olarak da görmüyorum henüz)


Genel olarak baktığımızda sağlıklı olsalarda her zaman dikkat etmeliyiz. Özellikle chianın Çinde üretilmeyeni tercih etmenizi öneririm.
 Tıbbın babası Hipokratın yüzyıllarca önce dediği gibi "Yiyecekleriniz ilacınız olsun".

Kinoayı duymayan kaldı mı ?




        Hiç kinoa yediniz mi, ya da merak ettiniz mi hiç nasıl bir tadı var diye?Özellikle glutensiz bir diete geçtiyseniz, kinoa ile hazırlayacağınız proteyin ağırlıklı harika yemeklere, bütün aileniz hayran kalıcaktır. Pişirmesi kolay, besleyici ve lezzetli olan bu tahıl ürününü sizinde seveceğinizden eminim. Sayfamda damak tadınıza uygun tarifler bulabilirsiniz.







       Bakalım kinoa neymiş ?
Bu eşsiz doğal ürün aramıza katıldığından beri en çok tercih edilen gıdalardan biri oldu.Bende tiryakisi oldum diyebilirim.
-Kinoa Güney Amerika bölgesinde yetişen glutensiz bir tohummuş ve 120 aşkın çeşidi bulunmaktaymış.En çok beyaz,siyah ve kırmızı kinoa tüketilmekte. Yurt dışında bunların unlarını da bulunmakta, fakat buralara daha gelmedi.
-İçerdiği yüksek oranda ki protein,lif, A, E, C ve B(B1,B2,,B6,B9) vitaminleri, amino asitler, fosfor,demir,çinko,sodium,selenyum ve değerli minerraler sayesinde besleyici bir tahıldır.
-piştiği zaman kat kat büyüyen, yumuşacık ve şeffaf renkte olurlar. Tadı kötü değildir(ilk denediğimde pek sevmedim,ama şimdi bayılıyorum). Bazıları kuskusa bazıları ise kahverengi pirinçe benzetir,bence kendine has bir tadı var.Bu tabi ki onu nasıl pişirdiğinize de bağlı olabilir tabi. Pişirme oranı 1:2 olarak sade veya bulyonlu( et,tavuk veya sebze) su kullanabilirsiniz.
Kinoa o kadar sağlıklı ve faydalı bir besindir ki saymakla bitmez.
Kardiyovasküler sistem üzerinde faydalı bir etkiye sahip olup kötü kolesterolu azaltmaya yardımcı oluyor,anemi hastalığına karşı koruma sağlıyor,yüksek tansiyona da iyi gelir.
Kan şekerini düşürme özelliğinden dolayı diyabetik hastalarına da tavsiye edilir.
Migren ve baş ağrısı ile başa çıkmakta yardımcı olur.
Sinir sisteminin üzerinde sakinleştirici etkisi de varmış.
Vücuttaki toksinlerin ve yabancı maddelerin atılmasına yardımcı olur.
Düzenli tüketildiğinde kemik dokusunu güçlendirmeye yardımcı olur ve bu yüzden yaşlıların mutlaka  tüketmesi gereken bir besindir bence.
Ağır fiziksel aktivite yapanlar,sporcular ve ağır hastalık geçirenler için,zayıflayan kasların güçlenmesine de yardımcı oluyormuş
.
Kabızlık sorununa da iyi geliyor.
Diyet yapanların bir numaralı seçimidir,çünkü kilo aldırmadan besin ihtiyacınızı karşılar ve tokluk hissi verdiğini söylemeden edemem tabi
.
       Her ne kadar sağlıklı olsa da unutmayalım ki her şeyin fazlası zarardır! Ülkemiz için egzotik olan kinoa emziren anneler,böbrek yetmezliği ve gut hastalığı gibi başka ciddi hastalığı olan kişilerin kullanımı mutlaka doktor kontrolünde olmalıdır.

    Sağlıklı yaşayın, mutlu kalın!😉😉😉



Başımızın belası selülit- Doğru ve Yanlışlar



Selülitiniz mi var? Merak etmeyin yalnız değilsiniz. Dünya çapında kadınların %90 bu sorunla baş etmeye çalışıyor, hatta düzenli spor yapanların bile baş belasıdır.  Selülitle ilgili bir sürü şey duymuşsunuzdur. Fakat bu duyduğunuz veya bildiğiniz mitlerden sadece bazıları gerçektir.
Hemen selülit kremlerine ve prosedürlerine başlamadan önce portakal kabuğu görünümlü cildin sebeplerini okumalısınız.

1.   Selülite neden olan vücutta birikmiş olan toksinlerdir – Yanlış
Bazı yaygın marka ürünleri vücutta ki toksinlerin giderilmesinde yardımcı olduklarını idda ederler. Ama onların etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmamıştır ve onlar daha çok plasebo efekt uygulamasıdır. Selülit, deri altında düzensiz ve aşırı yağ birikimi ile oluşan, bölgesel bir dolaşım bozukluğudur.Dermatologların vardığı sonuca göre hormonlar yüzünden zayıflayan bağ dokusu,fiziksel aktivite eksikliği veya birikmiş vücut yağı fazlalığı selülite neden olabilir, fakat kesinlikle toksinler buna neden değldir.

2.   Kadınların erkeklere oranla daha fazla selüliti var- Doğru
Kadınlar kalça ve bacak bölgesinde, erkekler ise göbek bölgesinde
yağ birikmesine eğimlidir.Bu da kadınların daha çok selülitli olmasında ön koşuldur.Buna rağmen dünya çapında erkeklerin %10 selülitle ilgili problem yaşıyor.

3.   Selülit yaşla birlikte artar –  Doğru
Yukarıda belirttiğimiz gibi, hormonlar selülit görünümünde büyük rol oynamaktadır.Yıllar geçtikçe,kadın vücudu daha az östrojen üretmektedir. Daha az östrojen daha yavaş kan dolaşımı anlamına gelebilir ve buda kolajen üretiminde azalmaya yol açar.Kolajen eksikliği bağ dokularının gevşemesine ve selülitin oluşmasına neden olur.

4.   Selülit genetiktir-  Doğru
Evet genetiktir, hatta bunun genetik olup olmadığını kanıtlayan genetik testler vardır, fakat bunu yaptırmak anlamsız olur, sonuçta %90 oran gerçeği var.Eğer sizde genetik olarak yatkın olanlardan iseniz  düzenli egzersiz, iyi beslenme ve sağlıklı kilo dengesini korumak selüliti yenmenizde büyük rol oynayabilir.

5.   Selülit obez insanlarda daha çok ortaya çıkar- Yanlış
         Fazla kilolu olmak daha fazla selülit ortaya çıkması için bir ön koşul     değildir. Yüksek oranda yağ yüzdesi zaten oluşmuş selülite yoğunlaşır.Normal kilo ve vucut ölçülerinde ki kadınlarda bile selülit oluşur. Buda daha yukarıda bahsettiğimiz estrojen hormonu sonucudur. Kilolu kadınların mücadele ettiği gibi normal iyi formda olanlar da aynı mücadeleyi göstermektedir.
6.   Egzersizler selülit görünümü azaltabilir-  Doğru
Egzersizler selülit tedavisinde yardımcı olamaz, ama kesinlikle azalmasında ve tekrarını önlemede yardımcı olur. Ortaya çıkma nedeni derideki bağ liflerinin zayıflaması ve elastikliğini kaybetmesidir, ancak düzenli germe ve sıkılaşma egzersizleriyle selülit tekrarı önlenebilir. En uygun egzersiszler ise hızlı yürüyüş, yoğun egzersiz programı,pilates ve yogadır.

7.   Selülitle mücadelede en iyi kardio egzersilerdir-Yanlış
Kardio egzersizleri normal kiloyu korumak için ideal bir spordur,ancak kesinlikle vucudu pürüssüzleştiremez ve bağ dokularını sıkılaştıramaz. Kardio egzersizini ağırlık egzersiziyle birleştirdiğinizde vucut bağ dokularını sağlamlaştırır, gerilip pürüssüzleşir ve kasları inşa eder.

8.   Selülit kremlerle yok olur – Yanlış
Piyasada bir çok sihirli  reklam kremleri sunulmaktadır. Fakat hiç bir anti-selülit kremi selülitin  yok olmasına yardımcı olmaz. Uzmanların araştırmalarına göre bu tip kremler  kamuflaj gidir,cilt üzerinde bir tabaka oluşturark geçici etkiye sahip oldukları berirlenmiştir.Bu şekilde kafein, yeşil çay ve  siyah çay içeren kremlerin yardımcı olduğu da bir efsanedir.

9.   Bazı gıdalar selülitle olan savaşta yardımcı olabilir- Doğru
Yaptığınız diyet selülitinizin ortaya çıkıp çıkmayacağını belirlemezö ama sağlıklı bir beslenme kilonuzu dengede tutmaya yardımcı olur.Genel sağlız için su içmeyi unutmayın,günlük en az 2 litre su için.

10.    Giydiğiniz kıyafetler selüliti etkileyebilir- Yanlış
Sıkı taytlar,termal iç çamaşırları ve korseler.Araştırmalara göre giysilerin bir etkisi olmadığını göstermektedir.Bu dar kıyafetler başka sorunlara yol açabilir.Örneğin vucudun alt kısmında kan dolaşımının akışını kısıtlamak gibi.

Benim selülitim gözle görülecek kadar çok olmasada, uyguladığım bazı  yöntemlerimi paylaşmak isterim sizlerle
-düzenli spor yapıyorum( haftada 3-4 defa)
-haftada 2 en az 1 defa kahve pilingi uyguluyorum (cildi çok güzel ve pürüssüz yapıyor,  fakat sadece piling geçici etkiye sahiptir, o yuzden sporla birlikte uygulandığında etkisini kısa sürede görebilirsiniz)
 -vakuumlu masaj uyguluyorum ( özel yağlarla vakumlu masaj yaparak kan dolaşımını hızlandırıyorum ve böylece selülit azalmaya başlıyor)
-kafeinli ve gazlı içeceklerden mümkün olduğuca uzak duruyorum ( kahve yerine çay, gazlı içecekler yerine de taze sıkılmış meyveleri tercih ediyorum)
-detoks suları içiyorum ( sayfamdan takip edebilirisiniz)
-yağlı ve kızartmalardan uzak duruyorum 
-ve tabiki bol su içmeyi unutmayalım.




(masajda kullandığım vakumlar)